Kral Çıplak !!!

Dünyada bazı gerçekler vardır, İnsan çocukken ve gençken daha kolay öğrenir. Kendini geliştirir, yaşlandıkça tecrübe kazanır ama fiziksel olarak performans düşer de düşer. Türk futbolcusunda ise tecrübe 35 e gelmeden pek kazanılmaz, mental eksikler hep göze çarpar. Herneyse bizim kral da gençlik yıllarında deliler gibi koşmuş pres yapmış, goller atmış tarihe geçmiş, uzun boylu değişik huylu, enteresan ve bulunması güç bir  forvetti. Lakin geçmişe mazi,  torinodan dönenlere de gazi derler bu da yadsınamaz bir gerçek. Milli takımdaki ömrünün ebedi olmadığı anlaşılan Hakan Şükür hemen akabinde kendi takımı Galatasaray dan da şutlanmak istendi - daha doğrusu jubile teklif edildi. -.

Bunun üzrine Şükür bir açıklama yaptı “Ben futbolu bırakmayı da, Galatasarayda jübile yapmayı da hiç düşünmüyorum. İki yıl daha futbol oynayacağım. Ancak bu Türkiye’de olmayacak.”

Yanlız Yurtdışında bu kadar kral rütbesinde oynayamayacağın aşikar Hakan. Dikkat et bağırmasınlar  “Dikkat, kral çıplak” diye.

Şark akıllısı

Malumunuz elim bir maç sonucu Fernerbahçemiz İnter’e yenildi, ve grup liderliği şansını yitirdi. Sahada kaybettik ama masa başında durum değişebilir. Bizim şark akıllısı İzmir Barosu avukatı Barış Kaşka, Fifa’ya Haçlı seferlerine katılan Hristiyanların elbiselerinde ve kalkanlarındaki haç işaretleriyle aynı işaretli formayı giydiği için din bakımından ayrımcılık ve ırkçı tutumlar içerisinde olduğunu iddia etmiş ve UEFA disiplin yönetmeliğinin 5. maddesi 2. fıkrası C bendine göre İnterin 3 puanının silinmesi gerektiğini düşünerek UEFA’ya mektupla başvurarak, şikayet etmiş.

:) Gülümsetti bu haber beni. Gerçekten bunu başarabilirse çok geyik bir durum olacak. Hee Fenerbahçenin bunlara ihtiyacı yok zaten CSKA yı yenip yoluna devam edecek ama gerçekten muhteşem bir araşştırma yapmış bu arkadaşın şikayeti kabul edilirse, bir tez tadında olay oluşacak.

Yaw bu türk insanı acep daha hayırlı işlere yorsa kafasını neler yapacak kimbilir. Diyorum da bende futbol hakkında karalayıp duruyorum işte….

Mazide bir busesin sen…

Hey gidi günler hey… Böyle başlar bir beşiktaşlının sözleri hep. Çocukluk yıllarımızdan hatırlarız, TRT1 de verilirdi maçlar, Beşiktaşım Metin, Ali, Feyyaz, Ulvi, Recep, Rıza, bastırırdı da bastırırdı. Fırtına gibi eser, rakiplere bezdirirdi. Ne maçlar hatırlarız, tüm ruhunu sahaya koyan futbolcuların çıkardığı. 4- 1 biten fener maçı 7 - 1 biten Trabzon maçı… Bir nesil bir devir ile beraber geldi geçti. Sonra bir ara yine toparlandı Beşiktaş, güz vakti solan hazin yaprakların bahara ermesi gibi. Yeşerdi ve tazeliği yaşattılar bizlere tekrardan. İlhan, Tümer, Tayfur , Guinti, Zago, Ronaldo, Nouma… O  nesil de yandı bitti kül oldu ve 2003 ten beri yüzümüz bir türlü gülemedi. Hep yamalarla, çocuklarımızla değil başkalarının çocuklarıyyla denedik. Yakalayamadık o arzuyu o ruhu bir türlü. Şimdi yeni bir nesil var, yarım yamalak oynayan, yarısı sahada gezinen oyunculardan kurulu. Ama ne demiiş Mazhar “Benim hala umudum var.“. Benim hala umudum var, çünkü öz evladımız Ertuğrul var, iyi futbolculara sahip olmasada ruh aşılamaya çalışıyor takıma.

Dün oynanan Marsilya maçında birçok oyuncu dikkat çekti, kimi canını dişine takarak ölesiye savaştı, kimi umursamadı, rahattı. İbrahim Akın ne zaman oynamayı öğrenecek ne zaman hırsını sahaya yansıtacak ? Belki yeni takımıyla başarır; ama artık vadesi doldu…. Go home yankee,Nobre ne iş yapar mesela, neyimize yaradı, UEFA finalinde yedekte bekleyen Yozgatlı ne yapıyor acaba ? Ya Ricardinho kimdir, nedir ? Sıyırın takımımızdan bunları. Ertuğrul’un önderliğinde bu maç bir dönüm noktası olsun artık. Savaşan oyuncularla, savaşan bir takım görmek istiyoruz. Varsın şampiyon olmasınlar, ama savaşsınlar uğraşsınlar terlesinler. Mücadele görelim artık.

Önümüzde Porto maçı var. O maçı kazanmaktan çok kazanmayı ne kadar istediğimizi görmek istiyorum artık. Kaybedilen maçların ardından, sonuna kadar mücadele ettik demek istiyorum artık. Oysa bugün kazandığımız maçlarda bile boynumuz bükük. Haydi Beşiktaş, haydi Ertuğrul döndürün devranı, döndürün bu beşiktaş sevdalısı milyonların başını. Yüzümüzü güldürün, ağlarken gülmeyi özledik.

Vurdurmayın, vurdurmayın!!! Vurdular!

Inter - Fenerbahçe maçını anlatan spiker Ertem Şener ile Mustafa Denizli’nin diyalogları internette geceden beri paylaşılıyor. En önemli derlemeyi internethaber sitesindeHacer Alkan yaptı.
İşte Hacer Alkan’ın notlarından maçtan spiker notları…
Şener: “İşte tecrübe… Muhteşem bir geri pas değil mi hocam?”.
(Roberto Carlos’un topu göğsü ile Volkan’a indirdiği pozisyon)
Denizli: Roberto Carlos için mi? Değil…
-”Öyle bir ohhh biriktirdim ki içimde… Top İbrahimoviç’in ayağına geldiği anda… Ve burada verdim… (İnter’in kaçırdığı gol pozisyonu)”.
-Alex… Alex… Vur oğlum, vur oğlum… Hadi… Vurdu… Dışarı…
-Açığı kapatın, vurdurmayın, vurdurmayın, vurdular… Gol… Olsun… Yan toplara dikkat dedik oysa… Olsun… Bırakın sevinsinler… Birazdan biz de sevineceğiz inşallah… 1-0.
-Hocam siz varken söylemeyeyim, söylemeyeyim diyorum ama… Sağdan soldan o kadar çok gösterdiler ki bunu… (Golün yorumu, maç yorumlayacak Denizli ise sessiz…).
-Olsun… Skora bakmadan, süreye bakalım… 45 dakika!!! Süre moralimizi yerine getiriyor 35 dakika var. Moralleri bozmamak lazım…
Şener: “Cruz çok faullü oynamaya başladı sevgili hocam”.
Denizli: “Çok önemli değil, bizim lehimize faullü oynaması”.
Şener: “Ama hakemin gözünden kaçarsa çok tehlikeli hocam”.
Denizli: “Şampiyonlar Ligi’nde öyle kolay değil”.
-Edu… Roberto Carlos’a bakıyor suç işlemiş çocuk gibi… Roberto Carlos da bakışları ile bir şey diyor gibi (İtalyan televizyonu golün tekrarını verince bu yorumu yapıyor).
Şener: “Ne gereksiz bir durum… Ne gereksiz bir pozisyon… Ne kadar bedava gol… O bile inanamadı… O anda sevinemedi İbrahimoviç… Karşısındaki adam da Roberto Carlos… Niye ayağını uzatmıyorki Roberto Carlos hocam…”.
Denizli: “Bu özel bir vuruş. Ani bir vuruş. Ne yapacak?”.
-Hava sıcaklığı 0 derece… Bu dakikaya kadar soğuğu hissetmiyorduk. Ama 2-0′dan sonra soğuğu hisseder olduk.
Şener: “Hocam bize birşeyler olmaya başladı” (İnter’in yeni bir akınında).
Denizli: “Bir şeyler değil, saçmalıyoruz…”.
Şener: “Hocam saçmalıyoruz demeyelim de panik yapıyoruz diyelim”.
Denizli: “Appiah’ı bulmaları lazım” (Fenerbahçe rakip kaleye akın yapıyor).
Şener: “Appiah boşta hocam görüyorum…”.
-Gökhan, eli kolu çok oynuyor. Sarı kart çıkıyor. Bir sarı kart da Appiah’a mı çıkarttı acaba! Sanki hakem sarı kartını 2 kez çıkardı gibi. Appiah’a da verdi gibi… (5 dakika sonra: Appiah’a kart çıkmamış).
Şener: “Müdahalelerde çok başarılı bu akşam İnter” (İnter savunması Kazım’dan topu çalınca).
Denizli: “Onlar başarılı değil, Kazım başarısız…”.
Şener: “Bir başka ifade ile yani diyorsunuz…”.
Denizli: “Değil. Öyle demiyorum. Kazım başarısız”.
(Dakikalar 85′i gösteriyor. Fenerbahçe’de bir ışık yok. Ertem Şener sıkılmış durumda. Artık skoru da kabullenmiş, teselli veriyor. ).
Şener: “Evet hocam. Ne diyorsunuz, her şey bitmedi değil mi? Fenerbahçe kendi seyircisi önüne bıraktı…”.
Denizli: Ofsayt! (Denizli maça dalmış, aklı sahada).
Denizli: “Fener’in burda İnter’e kaybetmesi çok doğal”.
Tam o anda 3. gol atılıyor.
Şener: “3. gole çok yakınlar derken 3. gol geldi. Ama Fenerbahçe 2. tura kalacak buna inanıyorum. Olsun…”.

 

Maç Bitti (Inter - F.B.)

Maçın ikinci yarısında maalesef İnter sahanın hakimiyetini ele aldı. Ancak maç bittiğinde stankoviç dallamasının hala kaleyi bulan şutu yoktu. 52. dakika civarıydı Deivid yine yerlerde sürünüyordu. Ayakta duramıyor, sağ alanı kapatamıyor, hiçbir atağa katkıda bulunamıyor. Fener’in sağ açığa kalite bir adam alması şart. Bir de orta saha aurelio çıkınca - yerne appiah girdi - orta sahada mücadele de azaldı ve fenerbahçe yavaş yavaş teslim omaya başladı.

52. dakikada Mustafa Denizli “Alex  hiçbirşey yapmıyor oyuna katkıda bulunması lazım” derken 53. dakikada rakip ceza alanına yakın bir noktada Alex topu yakaladı, sağasola ayağında çevirmeye başladı. O sırada muhteşem spikerimiz haykırmaya başladı “Alex, hadi oğlum. Yürü; hareketlendii, vur oğlum ahhğhhhh olmadııı… ama sinyali çaktı olacak bu iş olacak“  diyorduki daha sözü bitmeden 54‘ te İnter ilk golünü attı. Ama spiker susmadı devam ediyor “Olsun olsun, bırakın sevinsinler, birazdan biz sevineceiz nasıl olsa Başımızı öne eğmeyeceğiz.” At yarışı anlatır gibi başladığı konuşmasına, eski siyah beyaz Türk filimlerindeki  fakir ama gururlu Türk genci gibi devam etti. Tebrikler…

62‘de Zlatan güzel vurdu -Mustafa hala sayıyo yok pisburun vurduda yok buna eski tabirle burun denirde nerdeyse sayılmaz dicek- ve skoru 2 - 0 a getirdi. Akabinde Fenerbahçe zaten takım olarak çöktü.

Maçın sonrası zaten fasa fiso, 90 da Jimenez attı maç 3 - 0 bitti. Fenerbahçe’de herkes durarak oynarken İnter de herkes koştu boş alana kaçtı v.s.

Neyseki telafisi olan bir maç, Fener bu maçı unutur ve CSKA yı rahat yenerek turu geçer.

İlk Yarı Notları (Inter - F.B.)

Evet beklenen maç başladı ve ilk yarısı sona erdi. Şimdilik ortada geçen bir maç gibi gözüküyor. İşte maçtan bazı notlar :

Maç sakin ve ortada başladı. Dakika 13 te Semih sol ayağıyla ceza sahasının sol köşesinden iyi bir vuruş çıkardı kaleciden dönen topu tamamlayabilecek bir fenerbahçli oyuncu vardı ancak enteresan bir şekilde, yardımcı hakem bayrak kaldırmadığı halde, orta hakeme vahiy mi geldi ne olduysa hoop ofsayt. Haydaaa diyesimiz geldi ya neyse…

27. daikada sol açıktan aniden harekete geçen ve bariz ofsayt pozisyonundaki zlatan ibo (bu arada bu adamın anası yugoslav babası hırvatmış, kendi isveç mili takımında oynuyo heralde bir ispanyolla evlenir de portekizli çocuğu olur) atılan topa hareketlenince - basireti bağlanmamış her hakemin yapacağı gibi -  yardımcı hakem ofsayt bayrağını kaldırdı - hatta dikeltti biye diyebiliriz. -  . Doğal olarak ta orta hakem karara uydu ve ofsatytı verdi. İşte bu aşamada büyük türk düşünürü daha önce bizi avrupa şamiyonasına götürmüş teknik adam- Mustafa Denizli-,  Müthiş teknik taktik becerisinin de yardımı ve milli duygularmıdır, milsiz duygularmıdır nelerse onlarında gazıyla, “vay anasını olacak iş değil yanlış karar oh be gole gideceklerdi” gibilerinden abuk tellalık yapadursun. Maç F.B. nin istediği gibi devam etti.

Bu arada kalecimiz Stallone Volkan, topu devamlı karşı kaleciye degajlamaktan vazgeçemedi nedense.

34.  dakikada hakem bariz kornere out dedi ama orta hakem yine uyumadı da korneri verdi.

Stankoviç ilk yarı 2 net pozisyonu harcadı, bu adam kezman dan da kötü.

43.  Dakikada Rıdvan‘lığa özenen Mustafa Denizli “Gol olur” dedi. Ama sallamasyonla olmuyo afedersin….

Fenerbahçe açık oynuyor, korkmuyor. Hadi hayırlısı….

Günün Kuponu

 Lyon - Barcelona                                      2            2,70

Manchester Utd. - Sporting Lisbon        1            1,35

CSKA Moscow - PSV Eindhoven            1            1,85

Inter - Fenerbahçe                                 1            1,40

Toplam Oran :   9,44

Değişikliğin Farkında mısınız?

Hepimiz hatırlarız küçüklüğümüzde mahalle aralarında, boş arazilerde okuldan arta kalan zamanlarımızda futbol oynadığımızı. Gamsız, kedersiz yıllarımızdır, özleriz. Ve hepimiz maça başlamadan önce en sevdiğimiz, beğendiğimiz futbolcu oluruz. Ben her zaman “Ben Rıdvan’ım” derdim, çünkü benim en çok sevdiğim futbolcu Rıdvan idi. 8 numara bir formam dahi vardı. Aslında her çocuk Rıdvan’ı çok severdi, o hepimizin kahramanıydı.Yıllar geçti, bizler büyüdük, Rıdvan futbolu oyuncu olarak bıraktı. Futbol yorumcusu olarak tekrar karşımıza çıktı. O öyle bir zamanda yorumcu camiasına girmişti ki, her programda futbolculara, teknik adamlara ve hatta birbirlerine hakaret eden ve işi daha da azıtıp futbol konuşmaktan çok sansasyon yaratmaya çalışan bir yorumcu kitlesi ve ve yorum programları furyası ekranı sarmıştı. Ben şahsen bu programları seyrederken hayretler içinde kalıyordum ve zaten bir süre sonra seyretmemeye başladım. Bu camiaya Rıdvan’ın katılması bence bir milattır. O tarafsız duruşu, objektif yorumları ve kimseye çamur atmadan, çizgisini bozmadan yürüyüşüyle herkese bir futbol yorumcusunun nasıl olması gerektiğini gösterdi. Aslında gösterdi demek çokda doğru değil çünki bunu farkında olmadan kendi doğal davranışlarıyla ortaya koydu. Türkiye’de futbol yorumculuğunun çıtasını yukarılara çekti.Şimdi Rıdvan bu örnek kişiliğiyle bir kez daha benim ve gerçek futbol severin kahramanı. Teşekkürler Rıdvan.

Bosna Hersek maçı ve maç sonu muhabbetler

En sonunda büyük maç bitti ve milli takımımız anlı şanlı Euro 2008 e gidiyor, hayırlı mübarek olsun. Maç sonu bir sürü değişik orumlar geldi, kimi ne diyeceğini bilemedi. Bazısı çok rahat maçtı iyi oynadık kazandık dedi, kimisi çok sıkıntılı maçtı zor da olsa galip geldik filan dedi. Kimisi yerdiği Fatih’i övdü , Erman Toroğlu ise takımın Türk Milli Takımı‘nın ne kadar dandirik bir takım olduğunu anlattı durdu. Kültürel mirastan yoksun bırakılmış gariban eski hakemimiz Norveç‘i yendiğimiz maçın sonunda da neredeyse ağlayacaktı. İlahi adaletle İbrahim Kaş sakatlanmış ta, tanrı Terim’i korumuş ta. Ya bir futbolcu hem de o ana kadar iyi oynayan bir futbolcu sakatlandı diye dua eden adam, milli takım Euro 2008 e gitti diye ne kadar üzülmüş. Anlamak güç gerçekten. Spor basını böyle nemalanıyor anlaşılan. Birileri kösteklicek bir iki kişi destekliyecek, klasik bbg kavgaları gibi. Kavgayı polemiği bu kadar çok seven bir milletin spor basını da bu oluyor doğal olarak. Her neyse ya…

Bir de Rıdvan önemli bir konuya parmak bastı, dediki “Bu grubun favorisi 3 takım vardı Yunanistan, Türkiye, Norveç bu üç takımın kendi aralarında yaptığı maçlara bakılınca Türkiye 7 puan almış ve averajla lider Norveç ise sadece 2 puan almış dolayısıyla biz hayli hayli hakettik finallere gitmeyi”. Eee doğru söze ne denir? Şu denebilir; peki  Bosna Hersek, Türkiye ve Malta arasındaki 3 lü mücadele de kaç puan çıkardık ? Onda da 7 puan.

Avrupa duy sesimizi…

Uzun bir aradan sonra uluslararası bir turnuvada Türkiye olarak yeniden bulunmak çok sevindirici bir olay. Fakat üzerinde düşünülmesi gerekn bir çok şey var. Milli takımda bir gençleşme var ama yeterli değil. Bunun devam etmesi ve oyuncuların form düzeylerinin yükselmesi gerekir. Form düzeyi, inanç ve taktiksel beceri ile Avrupa Şampiyonasında başarılı bir performans ortaya koyabiliriz.

Fatih Terim’in istifa etmemesi çok doğruydu. Fatih Terim’i hepimiz eleştiriyor olabiliriz fakat onun alternatifi bir teknik direktör olmadığı sürece onunla devam edilmeli. Ayrıca Terim futbol mantelitesini oturtmuş olmasında rağmen değişime de açık bir hoca ve bizim milli takımda bazı değişiklikler şart.

Bunları daha sonra daha iyi analiz ederiz.

Ben hala Bosna maçından hemen önce prim polaemiğine takılmış durumdayım. Acaba bu haberlerle prim yapanlar bölücü hainlerden bir farkları var mıdır diye kendi kendime soruyorum.

futbol

Copyright © Futboliz 2008 All Rights Reserved.