PES doğrusu …

Evde bir bilgisayarım var; arçelik marka, küçücük kasası şirin bir siyahlığı var. Ekran kartı işlemcisi gayet iyi (yok ya satmaya çalışmıyorum). Ama işlemci grafik işlemlere geçildiğinde hemen ısınıyor ve windows iptal olur makina kapanıyor. Bir fütbol duayeninin hediyesi olan PES 2008 oyununu denerken de aynı sıkıntıyla karşılatım ve bilgisayar kapandı.

Her neyse dün akşam Porto - Beşiktaş maçını seyrediyor iken, dengeli bir oyunun nasıl küçük hatalarla darma dağan olabiliyor onu gördüm. O ana kadar harikalar yaratan Rüştü saçmaladı. Maçtan önce halı saha maçımız vardı, o maçta da yok foul dü foul değil di de el vardı da yok ottu çoktu derken konsantrasyon sallantıdayken böyle çok haybeye goller yedik. Ve kızdık birbirimize yahu sağa sola bıdılayacağımıza oyunumuza bakalım oyundan keyif alalım. Dünkü maçta bizim halısahadaki maça benzedi ama Beşiktaş takımı golden sonra bile bizim dediğimizi diyemedi hala itiraz hala ezik anadolu çocuğu geyikleri. Bu adamlar profosyoneliz diyolarsa ben de mondragonum - aha o kadar da büyük konuştum - . Neyse efendim ikinci golün akabinde huzurum kaçtı bunaldım. Açtım bilgisayarımı başladım PES oynamaya seçtim beşiktaşı karşıya da porto, 3 - 0 oldu; bilgisayar kapandı. İçimdeki yangın bitmiyor, aötım tekrar bilgisayarı seçtim barcelona yı karşıya aldım beşiktaşı 10 - 0 dı bilgisayar kapandı. Biraz rahatladım … e PES doğrusu …

Hasan Gökhan Şaş - Bir Futbolcu Parodisi

Vay didim be gençlik ... 1976 da Adana’da doğmuş bu zaar, futbol için mi doğdu bilinmez ya, Adana Demirsporda futbola başlayıp Ankaragücü‘ne 95 yılında geçmiş. Akabinde G.S bu genç yeteneği keşfederek 98 de ceyiziyle bohçasıyla aldı. Almasına aldı da, daha oynadığı ilk maçlardan birinde dopingli çıkarak 6 ay ceza aldı. Eh o günlerden ne kadar ahlaklı ve delikanlı bir sporcu olduğu belliydi yani !!! 2000 de Dünya kupasında milli takımla çoştu falan filan … Neyse Büyükşehir Belediyespor ile yaptıkları maçta yine günn adamı olmayı başardı Hasan Şaş… Her harekette itiraz “Way efendim sen bu kel kafayı görüonmu oturturum alnının ortasınaydı da Way efendim o kart öyle verilmez böyle verilirdi de hadi canım böyle foul mu olurda. Penaltıyı görmüyon a.q. mun hakemi de cart ta curt ta” en nihayetinde çöllerin yağmuru beklediği özlemle, beklediği sarı kartı gördü… Bikaç dakika sonra bağırıp çağırmaya devam etti … Küfürlerine de. Hakem de insan hakemin de annesi var dayanamadı caart diye çekti kırmızıyı … O andan hışımla fırladı hasan kınından çıkmış kılıç gibi…. Beowulf mu geliyor, Conan mı, Yok Fantastik fortçumu, spermen mi yok; bizim kel hasan işte dalcak hakeme 5 kişi zor tuttular. Eee deli kuvveti var dalay lama da.

Neyse maç bitti bizimki hala kızgın, kameralara konuşuyor. “Ben hakeme küfür filan etmedim bi kerecik anasını şeettim ondan da bişeymi olurmuş, böyle hakemlik mi olur ben hakemin de düt düt de düt düt, ben dayanamıyom Türkiye’de hakemler rezalet gidicem yaa, çıkıcam Avrupada oynıcam ahanda şuraya yazıyom devre arasında gidiom ben”.

Şimdi tabi Hasan Şaş kendince avrupadaki aile bağlarının çok sıkı olmadığını, dolayısıyla hakemlerin anneleriyle cinsel ilişkiye girerse hakemlerin ona kızmayacağını, daha da ötesi vayy babam benim diyip iltimas geçeceklerini düşünüyor sanırım.

Ne diyelim ki Hasan. Tenasül uzvuna sağlık …

Kral Çıplak !!!

Dünyada bazı gerçekler vardır, İnsan çocukken ve gençken daha kolay öğrenir. Kendini geliştirir, yaşlandıkça tecrübe kazanır ama fiziksel olarak performans düşer de düşer. Türk futbolcusunda ise tecrübe 35 e gelmeden pek kazanılmaz, mental eksikler hep göze çarpar. Herneyse bizim kral da gençlik yıllarında deliler gibi koşmuş pres yapmış, goller atmış tarihe geçmiş, uzun boylu değişik huylu, enteresan ve bulunması güç bir  forvetti. Lakin geçmişe mazi,  torinodan dönenlere de gazi derler bu da yadsınamaz bir gerçek. Milli takımdaki ömrünün ebedi olmadığı anlaşılan Hakan Şükür hemen akabinde kendi takımı Galatasaray dan da şutlanmak istendi - daha doğrusu jubile teklif edildi. -.

Bunun üzrine Şükür bir açıklama yaptı “Ben futbolu bırakmayı da, Galatasarayda jübile yapmayı da hiç düşünmüyorum. İki yıl daha futbol oynayacağım. Ancak bu Türkiye’de olmayacak.”

Yanlız Yurtdışında bu kadar kral rütbesinde oynayamayacağın aşikar Hakan. Dikkat et bağırmasınlar  “Dikkat, kral çıplak” diye.

Mazide bir busesin sen…

Hey gidi günler hey… Böyle başlar bir beşiktaşlının sözleri hep. Çocukluk yıllarımızdan hatırlarız, TRT1 de verilirdi maçlar, Beşiktaşım Metin, Ali, Feyyaz, Ulvi, Recep, Rıza, bastırırdı da bastırırdı. Fırtına gibi eser, rakiplere bezdirirdi. Ne maçlar hatırlarız, tüm ruhunu sahaya koyan futbolcuların çıkardığı. 4- 1 biten fener maçı 7 - 1 biten Trabzon maçı… Bir nesil bir devir ile beraber geldi geçti. Sonra bir ara yine toparlandı Beşiktaş, güz vakti solan hazin yaprakların bahara ermesi gibi. Yeşerdi ve tazeliği yaşattılar bizlere tekrardan. İlhan, Tümer, Tayfur , Guinti, Zago, Ronaldo, Nouma… O  nesil de yandı bitti kül oldu ve 2003 ten beri yüzümüz bir türlü gülemedi. Hep yamalarla, çocuklarımızla değil başkalarının çocuklarıyyla denedik. Yakalayamadık o arzuyu o ruhu bir türlü. Şimdi yeni bir nesil var, yarım yamalak oynayan, yarısı sahada gezinen oyunculardan kurulu. Ama ne demiiş Mazhar “Benim hala umudum var.“. Benim hala umudum var, çünkü öz evladımız Ertuğrul var, iyi futbolculara sahip olmasada ruh aşılamaya çalışıyor takıma.

Dün oynanan Marsilya maçında birçok oyuncu dikkat çekti, kimi canını dişine takarak ölesiye savaştı, kimi umursamadı, rahattı. İbrahim Akın ne zaman oynamayı öğrenecek ne zaman hırsını sahaya yansıtacak ? Belki yeni takımıyla başarır; ama artık vadesi doldu…. Go home yankee,Nobre ne iş yapar mesela, neyimize yaradı, UEFA finalinde yedekte bekleyen Yozgatlı ne yapıyor acaba ? Ya Ricardinho kimdir, nedir ? Sıyırın takımımızdan bunları. Ertuğrul’un önderliğinde bu maç bir dönüm noktası olsun artık. Savaşan oyuncularla, savaşan bir takım görmek istiyoruz. Varsın şampiyon olmasınlar, ama savaşsınlar uğraşsınlar terlesinler. Mücadele görelim artık.

Önümüzde Porto maçı var. O maçı kazanmaktan çok kazanmayı ne kadar istediğimizi görmek istiyorum artık. Kaybedilen maçların ardından, sonuna kadar mücadele ettik demek istiyorum artık. Oysa bugün kazandığımız maçlarda bile boynumuz bükük. Haydi Beşiktaş, haydi Ertuğrul döndürün devranı, döndürün bu beşiktaş sevdalısı milyonların başını. Yüzümüzü güldürün, ağlarken gülmeyi özledik.

Değişikliğin Farkında mısınız?

Hepimiz hatırlarız küçüklüğümüzde mahalle aralarında, boş arazilerde okuldan arta kalan zamanlarımızda futbol oynadığımızı. Gamsız, kedersiz yıllarımızdır, özleriz. Ve hepimiz maça başlamadan önce en sevdiğimiz, beğendiğimiz futbolcu oluruz. Ben her zaman “Ben Rıdvan’ım” derdim, çünkü benim en çok sevdiğim futbolcu Rıdvan idi. 8 numara bir formam dahi vardı. Aslında her çocuk Rıdvan’ı çok severdi, o hepimizin kahramanıydı.Yıllar geçti, bizler büyüdük, Rıdvan futbolu oyuncu olarak bıraktı. Futbol yorumcusu olarak tekrar karşımıza çıktı. O öyle bir zamanda yorumcu camiasına girmişti ki, her programda futbolculara, teknik adamlara ve hatta birbirlerine hakaret eden ve işi daha da azıtıp futbol konuşmaktan çok sansasyon yaratmaya çalışan bir yorumcu kitlesi ve ve yorum programları furyası ekranı sarmıştı. Ben şahsen bu programları seyrederken hayretler içinde kalıyordum ve zaten bir süre sonra seyretmemeye başladım. Bu camiaya Rıdvan’ın katılması bence bir milattır. O tarafsız duruşu, objektif yorumları ve kimseye çamur atmadan, çizgisini bozmadan yürüyüşüyle herkese bir futbol yorumcusunun nasıl olması gerektiğini gösterdi. Aslında gösterdi demek çokda doğru değil çünki bunu farkında olmadan kendi doğal davranışlarıyla ortaya koydu. Türkiye’de futbol yorumculuğunun çıtasını yukarılara çekti.Şimdi Rıdvan bu örnek kişiliğiyle bir kez daha benim ve gerçek futbol severin kahramanı. Teşekkürler Rıdvan.

Fıtbol ve Fotbol

Siteye kim nerden geliyor diye bakarken fark ettim bu kelimelerin varlığını. dikkatimi çekti Erzurum Diyarbakır ve Samsun da en fazla aranıyor.fıtbol,fotbol
kırmızı fotbol mavi fıtbol çizgisi.

futbol

Copyright © Futboliz 2008 All Rights Reserved.